"Içimin kıyılarında gitmek var uzaklara"

"Içimin kıyılarında gitmek var uzaklara"

Yasamak icin kendimizi bulmak icin ne kadar cok neden var.Ekmek gibi su gibi özgürlüğümuzede ihtiyacımiz var aslında. Gercek hayatımızı sorumluluklara boğarak yaşıyoruz oysa insan gerçek hayatında hayalleri icin savaşmalı.Ac kalkmaktan degil kendini taniyamamaktan korkmalı !

Munich yolunda

Yasamak icin kendimizi bulmak icin ne kadar cok neden var.Ekmek gibi su gibi özgürlüğümuzede ihtiyacımiz var aslında. Gercek hayatımızı sorumluluklara boğarak yaşıyoruz oysa insan gerçek hayatında hayalleri icin savaşmalı.Ac kalkmaktan degil kendini taniyamamaktan korkmalı !

Munich yolunda

demhanem:

”Etrafınızda yüzlerce insanın olması bir prestij durumu değildir. Özgüveni yüksek ve yaşamdan zevk almayı bilenler çok insana değil, az insana ihtiyaç duyarlar.”

demhanem:

”Etrafınızda yüzlerce insanın olması bir prestij durumu değildir. Özgüveni yüksek ve yaşamdan zevk almayı bilenler çok insana değil, az insana ihtiyaç duyarlar.”

demhanem:

Mükemmeliyeti aramayan kendi düşünceleri ve elleriyle hayatını kazanan insanlar var.Ne değiştirir onların hayatını üstünden geçen bir martı,okuduğu iki satır şiir’den başka..Hayallerinden hariç bütün hayatı yarımlarla doludur onların.Yaşamak özlemiyle dolu,yaşamaya mecburiyetinden gelen dertlerini uzun uzun denize kuşa bakarak atarlar.Canları uzak ülkeler çeker,tanımadığı insan.Onlar,yalnızlığına gözü gibi bakarlar.

demhanem:

İnsanların yaşamı güzel gösterecek pencereleri gözleridir.Hayata nasıl baktığın ve mücadele ettiğin sana yarın sabah uyandığın yerden kalkman için güç verir.Yaşam süreci bir direniştir.Başaranın her öyküsü ise özgürlükte ödüllendirilir.

demhanem:

İnsanların yaşamı güzel gösterecek pencereleri gözleridir.Hayata nasıl baktığın ve mücadele ettiğin sana yarın sabah uyandığın yerden kalkman için güç verir.Yaşam süreci bir direniştir.Başaranın her öyküsü ise özgürlükte ödüllendirilir.

Çokmu dertsiz duruyorum uzaktan bakınca

Unutulan tüm mutluluklar fotoğraflarda yaşar.

Unutulan tüm mutluluklar fotoğraflarda yaşar.

Mükemmeliyeti aramayan kendi düşünceleri ve elleriyle hayatını kazanan insanlar var.Ne değiştirir onların hayatını üstünden geçen bir martı,okuduğu iki satır şiir’den başka..Hayallerinden hariç bütün hayatı yarımlarla doludur onların.Yaşamak özlemiyle dolu,yaşamaya mecburiyetinden gelen dertlerini uzun uzun denize kuşa bakarak atarlar.Canları uzak ülkeler çeker,tanımadığı insan.Onlar,yalnızlığına gözü gibi bakarlar.

Şu gözünü sevdiğim yalnızlığım.

Hayatımda kırılmadık tek yer hayallerim.Bir çay bardağı ile iki satır şiir okuyabilecek gözlerim.Şu gözünü sevdiğim yalnızlığım.

Hayatımda kırılmadık tek yer hayallerim.Bir çay bardağı ile iki satır şiir okuyabilecek gözlerim.Şu gözünü sevdiğim yalnızlığım.

En uzun yoldur insanın içi..
Bense uzun yolların hayalleriyle demlenip duruyorum

Bense uzun yolların hayalleriyle demlenip duruyorum

Keşke kendime dört duvar arasında çalışmayacak meslek seçebilseydim.Güneşe,buluta,denize bu kadar düşkün olup o dört duvar arasında nasıl saatlerimi geçiriyorum bilmiyorum.Bir şey için direndiğim kesin.Bazı şeyler kazanıyorum;kendi hayatımı kendim şekillendirebilme gibi. Ama bu izni hayat sana sorumluluk aldığında veriyor.Birazcık gençliğinden tüketiyorsun diyelim.Bir seyahat var önümde.Oda kendini bulma çabası.Yolda olmaya özeniyorum belki de hayatımda nadir özendiğim hissedebildiğim şeylerden birisi.Bir trenin o kocaman camından izlemeyi istiyorum dünyayı.

Keşke kendime dört duvar arasında çalışmayacak meslek seçebilseydim.Güneşe,buluta,denize bu kadar düşkün olup o dört duvar arasında nasıl saatlerimi geçiriyorum bilmiyorum.Bir şey için direndiğim kesin.Bazı şeyler kazanıyorum;kendi hayatımı kendim şekillendirebilme gibi. Ama bu izni hayat sana sorumluluk aldığında veriyor.Birazcık gençliğinden tüketiyorsun diyelim.Bir seyahat var önümde.Oda kendini bulma çabası.Yolda olmaya özeniyorum belki de hayatımda nadir özendiğim hissedebildiğim şeylerden birisi.Bir trenin o kocaman camından izlemeyi istiyorum dünyayı.

Herkesin doktor, mühendis ya da öğretmen olmak zorundaymış gibi davrandığı bir ülkede yaşıyoruz biz. Yetenekleri hiçe sayarak, görmezden gelerek yapıyoruz mesleğimizi. Havuz problemlerini çözebilen bir çocuk hayattaki bütün problemleri çözer zannediyoruz. Ya da onu çözemeyen hiçbir problemin altından kalkamaz. Bu nedenle de eziyoruz o küçücük ruhları. Sınavdan sınava koşturarak, başarısızlık duygusunu daha kendilerini bilmedikleri yaşlarda tattırarak gerçekleştiriyoruz bunu. Neleri yapabileceklerini değil neleri yapamayacaklarını öğretiyoruz onlara.

'Gülistan Sinanoğlu

Üç kişilik sahur sofralariyla bol misafirli iftar sofralarini bile özlüyor insan yalniz kalınca